26 Kasım 2013 Salı

YEŞİLHİSAR HALKI YEŞİLHİSAR İLÇESİNİN KALKINMASI İÇİN NE YAPIYOR NE YAPMAK LAZIM?

YEŞİLHİSAR HALKI YEŞİLHİSAR İLÇESİNİN KALKINMASI İÇİN NE
YAPIYOR NE YAPMAK LAZIM?











METİN İNCE
MHP YEŞİLHİSAR

BELEDİYE BAŞKAN ADAYI

(Tarım Makinaları Teknikeri)



1969 Yeşilhisar doğumluyum, Trakya Üniversitesi Tekirdağ MYO Tarım Makinaları bölümü mezunuyum ve 22 yıldır Tarım Kredi Kooperatiflerinde görev yapmaktayım.
Tarımsal Mekanizasyon ve Teknik Sulama konusunda araştırma ve uygulama çalışmalarım bulunmaktadır.Ayrıca , İlçemize yapılması gereken yatırımlarla ilgili hazırlanmış projeler ve orta vadeli tarımsal master planı 
Çalışmalarımız mevcuttur.

‘TAŞIN ALTINA ELİMİZİ KOYALIM’

İlçemiz coğrafi konum olarak Kayseri’nin en güzel yerinde olmasına rağmen. Ekonomik Gelişmişlik açısından maalesef hak ettiği ve olması gereken konumda değildir.
Hali hazırda, ulaşım, altyapı, insan gücü ve eğitim durumu son derece müsait olmasına rağmen, nedense bir türlü gerekli ivmeyi yakalayamamıştır. Hatta ilçemiz ekonomik olarak mevcut durumundan daha da geriye gitmektedir.
Öncelikle bu geriye gidişe bir dur denilmeli ve acilen stratejik planlar hazırlanarak derhal uygulamaya konulmalıdır. 
65 yıllık bir ilçe olarak ne bürokrasinin ne kurum yöneticilerinin ne araştırmacıların ve ne de ilçe halkından birinin; ilçemizle ilgili uygulamaya yönelik herhangi bir araştırması yoktur. Kurumların kendi hiyerarşisi içinde yaptığı rutin planlar ve uygulamalar sadece mevzuatı gereğidir.
Bizim anlatmak istediğimiz kısa, orta ve uzun vadeli master planlarıdır. Ancak bu sayede gerçek ivmenin yakalanacağını düşünmekteyiz. İlçemiz imkanları nedir, mevcut şartlar nasıldır, ulaşılmak istenen hedef nedir bunları bilmeden başarının yakalanması mümkün değildir.
Peki; bu durumda ne yapmak gerekir ve nereden başlamak gerekir?
1-Öncelikle ilçemizin sosyal yapısı incelenmeli, doğum ve ölüm oranları ile göç alma ve göç vermesi  ile ilgili istatistikleri bir şablona oturtulmalıdır. Buna göre sosyal planlama yapılmalıdır.
2-İlçemiz kültürel açıdan incelenerek; ortak yemek kültürü, ortak düğün kültürü, ortak eğlence ve oyun kültürü, ortak giyim kültürü mutlaka tüm yönleri ile kayıt altına alınmalıdır.
3-Hepsinden önemlisi, İlçe Ekonomik açıdan mutlaka bir plan dahilinde dizayn edilerek, hem yerel kaynaklardan azami derecede faydalanılmalı  hem de devlet imkanlarından ilçemiz adına azami derecede yararlandırılması sağlanmalıdır. Bu günden başlayarak bir gönül seferberliği başlatılmalı, bu seferberliğe tüm Yeşilhisarlıların katılması sağlanmalı, projeler geliştirilerek açılmayan kapılar zorlanmalıdır. 
Sonuç olarak nereye ne yapılacak ve nereden başlanacak, somut olarak hangi uygulamalar yapılacak, ne kadar tarımsal ürün kaldırıyoruz, ilçemize ekonomik katkısı nedir, nasıl istihdam sağlanacak gibi konular yukarda bahsettiğimiz hususların hayata geçirilmesinden sonra kendiliğinden gerçekleşecektir.
Nasıl mı? 
Hele  birbirimize güvenelim, ve taşın altına elimizi koyalım sonrası mutlak başarıdır.





MAHİR NAKİP
Erciyes University The Faculty of Economics & Administrative Kayseri / TURKEY  


İlçelerimizin kalkınması




Tarih boyunca insanlar önce doğal kaynakların bol olduğu bölgelere yerleşmiş sonra da bu bölgeler şehirlere dönüşmüştür. Kalkınmanın tabanı ekonomik olmakla beraber, kalkınma aynı zamanda sosyal, kültürel ve siyasi gelişmeleri de kucaklar. Yani hiçbir gelişmiş büyük şehir, bir günde kurulmuş ya da gelişmemiştir. Sanayileşme, ülkelerde ciddi demografik hareketlenmelere de sebebiyet vermiştir. Sanayi genelde kalifiye işgücünün bol olduğu şehirlerde kurulmuştur. Demek ki 20. asırda sanayileşme insanların köy, kasaba ve küçük şehirlerden sanayileşmiş şehirlere göçmesine sebep olmuştur. Nitekim Türkiye’de de Menderes zamanında fabrikaların çoğu Marmara ve Ege bölgesinde kurulmuş ve bu bölgeler Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden göç almıştır. Bugün de bu göç devam etmekte ancak, Bursa, Kayseri, Gaziantep, Eskişehir ve Samsun gibi şehirler de sanayileştiği için nüfus çekmeye başlamıştır. 

Nüfus kayması sadece küçük şehirlerden büyük şehirlere doğru değildir. Bir şehrin ilçelerinden de merkeze doğru kaymalar olmaktadır. Nitekim Kayseri; Yozgat, Sivas, Erzurum, Erzincan şehirlerden göç aldığı kadar Pınarbaşı, Yeşilhisar, Sarız, Bünyan’dan da göç almaktadır. Sebep çok açıktır: Sanayileşme esas Kayseri merkezde meydana gelmektedir. Kendi haline bırakılırsa bu doğal değişimin önüne geçmek mümkün değildir. O zaman bu göçün önüne geçmenin yollarını tartışmak lazım.
Halk arasında yanlış bir kanaat vardır. Bir şehre üniversite ya da jandarma gibi devletin bir birimi kurulursa o şehrin ekonomisi gelişir ve nüfus kaybetmez. Bu kanaat doğru olsaydı 1957 yılında Erzurum’da kurulan Atatürk Üniversitesi, Erzurum’dan nüfus göçünü önlerdi. O zaman Yeşilhisar dahil bütün ilçelerimizden sanayileşmiş ya da sanayileşmekte olan şehirlere göçü önlemenin yolları nelerdir? Tek kelimeyle cevap vermek gerekirse, yatırımdır denilebilir. Ancak günümüzde yatırım denilince akla sadece sanayi yatırımı gelmemelidir. Zaten bir zamanlar ÇİNKUR ve TAKSAN bu görevleri gördü. O zaman alternatif yatırımlardan söz etmek gerekmektedir.



Alternatif yatırımların başında turizm ve organik tarım, hayvancılık ya da seracılık gibi yatırımlar gelir. Bugün Ürgüp ve Göreme gibi ilçeler nüfus çekmiyorsa da turizme dayalı bir yatırımları olmuş ve mevcut nüfus ekonomik hayatını sürdürebilmektedir. Çeşitli fizibilite araştırmaları yapılarak nüfus kaybeden şehir ve ilçelerin alternatif yatırımları belirlenebilir.
Gelelim Yeşilhisar ilçemize, bu ilçe için özel bir fizibilite çalışması yapılarak hangi alanlarının bakir olduğu, ya da hangi yeni yatırım alanları buraya uygun olabilir tespit edilmelidir. Eğer tarım sektörü geliştirilebilirse çok verimli bir alternatif olarak kullanılabilir. Özellikle özel bir tarımsal ürünün yetiştirilmesi söz konusu olabilir. Mesela zamanında çay ve tütün üretiminin Rize’de başarılı olması, sonraları da kivinin bu bölgede yetişebilmesi birer başarılı alternatiflerdir. Acaba Yeşilhisar için böyle bir ürün bulunabilir mi?

Diğer taraftan Türkiye’nin genelinde tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesi, insanların tarımcılığı bırakıp şehirlere göçmesine sebep olmaktadır. Burada kolektif tarım makul bir alternatif olabilir.  Ya araziler birleştirilir organik tarım ya da seracılık yapılır, ya da kooperatif kurarak tarımsal üretim maliyeti düşürülmeye çalışılır. 
Hayvancılık da alternatif bir yatırım olabilir. Ancak bireysel bazda değil, yine kolektif bazda olmalıdır. Çünkü hayvancılıkta en önemli faktör yatırım ve işletme maliyetidir. Dolayısıyla entegre bir hayvancılık tesisinin kurulması Yeşilhisar’ın kalkınması için verimli ve kalıcı bir adım olabilir. Neticede Yeşilhisar Kayseri ve Ankara gibi büyük şehirlere yakın bir mesafede sayılır.


Kısacası Yeşilhisar’ın kalkınması tamamen yatırıma bağlıdır. Bu yatırım ilk etapta mutlaka ekonomik olmalıdır. Diğer sosyal ve kültürel yatırımlar ise, ancak ekonomik yatırımlar gerçekleştikten sonra, ekonomik yatırımların bir sonucu olabilir.









ERCÜMENT EKREM ALICI




1963 yılında Yeşilhisar'da doğdum. İlkokul tahsilimi Ziya Gökalp İlkokulunda yaptım. Orta ve Lise tahsilimi de ilçemize o yılda açılan İmam-Hatip Lisesinde yaptım. Evli ve üç çocuk babasıyım. İlçemizde halen 1979 yılından beri ticaret iş hayatıma devam etmekteyim. 

İlçemizin Sosyal, Kültürel ve Ticari zenginliğimizi en 
kısa zamanda ortaya konulması ve tanıtımı gereklidir.

İlçemizin Sosyo-Kültürel zenginliğinin yanı sıra demir yolunun ve şehirler arası  kara yolunun ilçe merkezinden geçmiş olması Kayseri ilçelerinin içerisinde tarım ve meyveciliğin yapılabilir araziye sahip olması Yeşilhisar için şanstır. Bu kadar değerlere sahip olan ilçemizin Sosyo-Kültürel, mimari, ticari olarak Kayseri ilçelerinden geri kalması bizi derinden üzmüştür. Kanayan yaramızın Mülki İdarenin, Mahalli İdarenin ve halkın birbirinden kopuk olması en büyük nedenlerdendir. Son zamanlarda  Mülki Amirimizin önderliğinde yapılan kaynaşma bir nebze olsun yaramıza su serpmiştir.

 İlçemizde yetişen ürünlerden kalite değeri ispatlanmış ilçe merkezinde kayısı, köylerinde elma ve patatesin yeteri kadar tanıtım eksikliği ticari açıdan ilçemiz için büyük bir kayıptır. Doğal zenginliği ile dolu İçmece'miz de çıkan şifalı maden suyunun atıl durumdan aktif duruma getirilmesi üzerimize düşen en büyük etkenlerdendir.

Kayseri ilçeleri içerisinde böyle bir değere sahip bir ilçenin Mülki idaremiz, ilçe halkımız ve Sivil Toplum Kuruluşlarımız olarak birbirimizi dinleyerek aramızda tartışarak, İlçemizin yetiştirdiği güzide şahsiyetlerin bilgi ve becerilerinden faydalanılarak, sahip çıkarak ilçemizin gelişmesi ve tanıtımı için bu yıl ilki düzenlenecek olan, Kaymakamlığımızın başlatmış olduğu, 2013 yılının ilçemizde "DOSTLUK, BİRLİK ve BERABERLİK YILI" kaynaşma ve ilçemizde yetişen ürünlerimizin tanıtımı "KAYISI, ELMA ve PATATES" Festivalleri yaparak  ilçemizin Sosyal, Kültürel ve Ticari zenginliğimizi en kısa zamanda ortaya konulması ve tanıtımı gereklidir.

Kardeşliğimizi,komşuluğumuzu,
geliştirerek yürümeliyiz..
Birlik ve Beraberlik son zamanlarda kulağa hoş gelen en tatlı iki kelime ya da sosyal bekamız için olmazsa olmaz en güzel iki temenni. Bir halının ilmikleri gibi birbirine kilitli toplum ve aile yapımız, birileri tarafından üzerine kezzap dökülerek eritilmeye ve zayıflatılmaya çalışılmaktadır. “Komşusu açken kendisi tok yatmayan” dünkü anlayışımız bugün “Beyoğlu tepinirken kan ağlayan Karaca Ahmed’e”  dönüşmüş veya dönüştürülmüştür.
Ekonomik ve sosyal çalkantıların biricik çâresi toplumsal direncimizi artırmak, bağışıklık sistemimizi güçlendirerek dayanıklılığımızı pekiştirmekten geçer. Sıkıntıların paylaşıldıça azalacağı, sevinçlerin paylaşıldıkça artacağı gerçeği asla akıldan çıkarılmamalıdır.  
Marifet birleri alt alta toplamak değil yan yana dizmesini bilmektir. Alt alta toplarsanız iki tane bir iki, yan yana getirirseniz onbir yapar. Bize yakışan hiç kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi dışlamadan insanlarımızı yan yana dizerek ortaya çıkan sinerjiyi ülkemizin kalkınmasına kilitlemek olmalıdır.

Kardeşliğimizi, komşuluğumuzu ve dostluğumuzu geliştirerek geleceğe yürümeliyiz. “Düne yaslanarak, bugüne basarak, geleceğe bakarak” yürümeliyiz, Gelecek sadece göklerde değil aynı zamanda köklerdedir. Geçmişimizden kopmadan ve korkmadan geleceğe el ele gönül gönüle büyük bir özgüvenle yürümeliyiz. “Gözde yakınlığın gönülde yakınlığa, gözde ıraklığın gönülde ıraklığa” sebep olacağı düşünülerek, hemşehrilerimizi sevinçte ve kederde ortak bir dayanışma ve dostluğa davet etmek, geçmişimizdeki kardeşliği yeniden diriltmek en kutsal görevlerden biridir.
Böylesi güzel ufuklara doğru hedef alan “Dostluk ve Komşuluk Yılı”’nı Yeşilhisar’ımızda ihyaya hazırlayan Kayseri Deniz Haber Postası’nı,  bu aktivitede görev alanları yürekten kutluyor, başarı dileklerimle selam ve saygılarımı sunuyorum.

İş yeri açarak ilçemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz.











Ömer Faruk Kocaoğlu


1967 yeşilhisar,da doğdum evli bir çocuk babasıyım. 
‘Huzuru hep beraber sağlayalım’ 
Yeşilhisar,da hiç birimiz arz etmedik ki talep olsun.Ya kafanın değiştir,  yada işini yenile,reklam yap yada birilerini bul yaptır. 
Bana Yeşilhisar’la  ilgili bir konu sorarsanız emin olun mangalda kül bırakmam üflemekten soluğum kesilir. 

   Lütfen artık bıçak kemiğe dayandı,birilerinden bir şeyler isteyelim ve bu isteğin önüne karnı tok olanlar geçmesin.Çünkü benim karnım aç. Benim dileğim dışardaki Yeşilhisarlılar’ın  buraya geri dönüp bu güzelliği ve bu huzuru hep beraber sağlamaları. Hepinize teşekkür ederim.





GAZETEMİZ MUHABİRİ LEMAN ÖZDİLEK SORDU:



 VATANDAŞLAR CEVAPLADI.




İŞTE MİNİ RÖPORTAJ...





---------------------------------------------------------------
Birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmemiz lazım

(İSMİNİ VERMEK İSTEMEDİ)

Tarımsal üretimde bulunarak katkı sağlıyoruz
. 
ORHAN YILDIZ

Birlik ve beraberlik içerisinde olunulması gerekir. İş yeri açıp istihdam sağlayarak katkıda bulunuyorum. ÖMER DOĞAN

Öncelikle kadın girişimcilerin önünün açılması gerekir. 
FATMA  ATİK

Birlik ve beraberlik duygusuyla hareket edip bizlerde istihdam alanları yaratabiliriz.

 HALİL ŞÜKRANLI 

Birlik ve beraberlik duygusuyla hareket etmemiz lazım.

 İSMİNİ VERMEK İSTEMEDİ

Üretimimiz yok , Birlik ve Beraberlik içinde hareket etmemiz gerekir.

 İSMAİL KARAKUŞ                                                                                                                                   
Gerekli  bilgi ve  maddiyat olmadığından güçlerin birleşmesi gerekiyor.
                                                                                                                                        Emriye ÖZ

İlçemizin Kalkınması için , bizi yönlendirecek bir öndere ihtiyaç duyuyoruz. 
    
İLKER AĞÇAYAK                                                                                                                                  
İlçemizin Kalkınması için , bizi yönlendirecek bir öndere ihtiyaç duyuyoruz. 
                                                                                                                                        Mustafa OĞUZ
İlçemizin kalkınması için , bizi yönlendirecek bir öndere ihtiyaç duyuyoruz. 
      
OKAY ANGIN                                                                                                                                       
Gelişmiş beyinlere sahip olmamız gerekir ; İlçemizi kalkındırmayı düşünebilelim.
     
İSMİNİ VERMEK İSTEMEDİ                                                                                                                                 
Yetkililerin yönlendirilip , birlik ve beraberlik içinde hareket etmek gerekli.
                                                                                                                                      Ramazan BOLAT

Siyaset zamanı siyaset diğer zamanlarda ilçe menfaatleri için birlikte ve beraberlik içinde alınması gerekir.

İsmini vermek istemedi.


Üretimde bulunması gerekir , Her yönde doğru yönlendirilmenin olması lazım.

 Ahmet KÜRKÇÜ


İşyeri açarak katkı sağlıyorum
                                                                                                                                  
 LATİFE GÜLŞANİ

Yatırım yapıp istihdam sağlayacağız.

Ümit Yıldız


Birlik ve beraberlik içinde hareket edersek ilçemizin kalkınmasına katlı sağlamış oluruz
.
Emine Açıkgöz


İşyeri açıp insanlara hizmet sunarak ilçemizin kalkınmasına katkıda bulunuyorum.

Metin Dedeoğlu

İşyeri açtım. Başka işyerleri de açarak insanlara istihdam alanı sağlayacağım
.
Özlem Özer

İlçedeki yetkililer daha aktif olmalı. Doğru yönlendirilmeye ihtiyacımız var.

Fatih Gürbüz

Birbirimize güvenmemiz lazım. Birlik ve beraberlik içinde hareket etmemiz lazım.

İş sahaları oluşturmamız lazım.

Yunus Emre Kulak

İşyeri açıp, hizmet sunarak ilçemizin kalkınmasına katkıda bulunuyorum.

Ahmet Çuhadar

İşyeri açtım. Başka işyerleri de açarak insanlara istihdam alanı sağlayacağım

İsmini vermek istemedi

İstihdam alanlarının oluşturulması gerekir.

Volkan Konak



İş yeri açarak ilçemizin kalkınmasına katkı sağlıyoruz.


 NİHAT GÜLŞANİ

Varolan iş yerlerinin desteklenmesi lazım
.
 ZEYNEP BOZ

İş yeri açıp istihdam sağlayarak katkı sağlıyorum
. 
MUZAFFER KOÇYİĞİT



17 OCAK 2013 TARİHİNDE KAYSERİ DENİZ POSTASI GAZETESİNDE YAYINLANDI.





21 Kasım 2013 Perşembe







KOMŞULUK İLİŞKİLERİMİZİN 
GELİŞTİRİLMESİNİ İNCESULU EMEKLİ 
ÖĞRETMEN VE ARAŞTIRMACI HASAN 
TASACI HOCAMLA KONUŞTUK.








   







                            İNCESU











HOCAM SİZİ TANIYABİLİRMİYİZ


1948 Kayseri İncesu doğumluyum.Eğitimimi İncesu Kara Mustafapaşa İlkokulu, İncesu Ortaokulu, Kayseri Lisesi ve Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsü FKB (Fizik Kimya Biyoloji) Bölümün’de (1970 yılında) tamamladım.İlk görev yerim Gaziantep ili Karkamış nahiyesi idi. Sonra sırasıyla,Kayseri Atatürk Ortaokulu (1978´de liseye dönüştü) İncesu İmamhatip Lisesi,Kayseri Kadı Burhanettin Ortaokulu, Arif Molu Endüstri Meslek Lisesinden 1996 yılında emekliye ayrıldım.

Yaşamımın büyük bir bölümü ilçemde geçti.Küçük yaşımdan itibaren merakımın gereği büyüklerimden asker ve savaş anılarını dinleyerek ve İncesu`da büyüklerimle beraber her işe koşturmaya çalışarak  büyüdüm.
Bugün geriye dönüp baktığımda tüm yaşadıklarımı sesli ve görüntülü belgelere dayandıramadığımı düşünüp üzülüyorum.O günün şartları ve imkanları ne yazik ki buna çok fırsat vermiyordu.
 Ama toparladığım birikimlerimi  ve araştırmalarımı  paylaşmaya başladığım andan itibaren, en azından  bir başlangıç yapmamdan dolayı mutluyum.

1981 yılında Atatürk’ün 100.doğum yıldönümü kutlanırken                                             “Acaba Atatürk İncesuya geldi mi?” sorusu aklıma takıldı.Amcam Kadir Tasacı’nın Yıldız Berber dükkanı tam bir ocak başı idi.
Herkes orada toplanır, gurbetten gelenler önce oraya uğrar İncesu’nun bütün haberlerini alır bir demlik çay siparişi verdikten sonra anne babası yada yakınlarını görmek için evin yolunu tutardı.Vakitsiz gelmelerden sabah ilk defa oraya uğranır ve oradaki haberler paylaşılırdı.
Oradaki yaşlılara Atatürk İncesu’ya geldi mi diye sordum? Cevap “Elbette geldi”Askerlik Şubesindeki  Adil Beyin kızı Servet Hanım şiir bile okudu oldu.O dakikadan sonra bunu araştırmaya başladım.Arayan Mevlasınıda bulur belasınıda bulur atasözünden yola çıkarak 1984 yılında  Servet hanımı İstanbul’da buldum.
Annesi ile beraber yaşıyorlardı.Kendimi tanıttım ve İncesu’dan  geldiğimi söyledim beni evlerine kabul etti.Atatürk’e  okuduğu şiiri kendisine gönderilen teşekkür mektubunu ve o döneme ait onlarca fotoğrafi bana verdi.
03.02.1934 yılında Sevgili Atamız`ın Kayseri`den Niğde’ye geçerken İncesu istasyonunda inip halkı selamladığını aktardı.Servet Kodak teyzemiz (o zaman 8 yaşında bir kız çoçuğu idi) babasının birgün önce akşam Atamızın İncesu`ya geleceğini söylediğinde yazdığı şiiri Atamıza takdim etmiştir.
Servet teyzemden aldığım o döneme ait İncesu`nun resimlerini  seçerken fotoğrafta görülen bina, ağaç ve diğer kavramlardan yararlanarak seçtim, 1930`lu yıllara ait olan resimleri  bu sayede İncesumuzla paylaşabildim.

Bu adımla, her bulduğum bilgiyi kayıt altına almayı orijinallerini her zaman gerçek sahiplerine iade ederek kendimde toparlamayı fotokopi  mucizesi ile sağladım.(Fotokopiye ilk basladığımda bu kadar yaygın değildi.)

Emekli öğretmen  Mehmet Sarı Bey Abimiz “Bizim İncesu” adı altında bir gazete çıkaracağını ve benim yardımcı olup olamayacağımı sordu.Severek kabul ettim.15 yıl yayın hayatını sürdüren gazetede Penceremiz köşesinde bilgilerimi okurlarımla paylaştım.Burada iki amacım vardı.
 Birincisi yazdıklarımın insanlarda uyandıracağı ilgi ikincisi ise paylaştığım araştırmalarda ve yazılarımda eksik ve yanlışlarım olduğunda okuyuculardan gelen geri dönüşlerle bunların düzeltileceği idi.
Bu gazeteyi önemli kılan gurbette yaşayanların bir İncesu kokusu ve mektubu gibi görmeleri idi.Tamamen İncesu üzerine yoğunlaştığımız konularla, herkesi kucaklayacak konulara yoğunlaştım, kişisel ve siyasal olaylara hiç girmemeye özen gösterdim.
Sonunda Basın İlan Kuruluşu kanunundaki değişikliklerden dolayı gazetenin yayın hayatını sürdürme imkanı kalmamıştı.Gazete kapandı ama ben çalışmalarıma kişisel gayretlerimle devam ettim.Derlediklerimi üniversitede tez hazırlayan gençlerle de paylaştım.
İsteğim az da olsa gençlere birşeyler vermek, karamsarlıklarını gidermek ve akademik çalışmalarını elimdeki gerçek bilgilerle daha ileriye güzele ve doğruya taşımaları ve gelecekle paylaşmaları idi.

Başka gelişmelerde oldu.1984 yılında İncesu Kaymakamı Arif Uludağ bir yıllık çıkarmak istedi.Onlarca kişiye görev verildi.Tabii bunlar bir görevden daha çok gönül meselesi idi.Bu birikimler çok uzun bir düzenlemeden sonra kitap haline getirildi.(Derleyenler Mehmet Sarı ve Osman Karababa) Bu İncesu’da bir ilkti. Kitabımızın adı “Dünden Bugüne İncesu İdi”

Araştırmalarım devam etse de karamsarlığa kapıldığım günlerde oldu. Daha çok çalışmamız gerektiğinin farkındaydım.Çünkü değişim ve gelişim devam etmekteydi.
2010 yılında Belediye Başkanımız Zekeriya Karayol, Erciyes Üniversitesi ile işbirliği yapılarak bir sempozyum düzenlenmesi fikrini söyleyince çok sevindik.
Arkadaşlarımızla çalışmalara  destek vereceğimizi belirttik. Buradaki amacımız ilçemizle ilgili kapsamlı ve akademik bir çalışmanın olması idi. Eksik ve düzensiz bilgiler yerine daha bilimsel ve ilçemiz için de derli toplu sağlıklı bilgilere ulaşacaktık.

Erciyes Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Abdulkadir Yuvalı beyle yapılan toplantılara bir grup halinde 3-4 kez katıldık. Bu toplantıların başlangıcında İncesu ilçesi ile ilgili  yaklaşık 30 yıldır toparladığım tüm bilgilerimi ve dosyalarımı onlarla paylaştım ve  toparladığım 15 dosya ile bir sunum yaptım.
Bu sayede onların sempozyumla ilgili kaygılarını gidermeye yardımcı olduğumu düşünüyorum. Sempozyum hazırlıkları çok uzun ve zahmetli geçti. Özellikle Sayın Belediye Başkanımız Zekeriya Karayol ve onun nezdinde Belediye çalışanları ismini sıralayamayacağım onlarca insana şükranlarımı arz ediyorum.
Sempozyuma katılan katılmayan destek veren vermeyen herkese teşekkür ediyoruz. Benim katkım okyanusta bir damla idi.Sempozyum için sunulacak bildirileri tamamen akademik kurul belirledi.
 Bu akademik kurula 4 bildiri sundum ikisi kabul edildi.İkisi kabul edilmedi.İnanın kabul edilmeyen sunumlardan birkaç kitap daha oluşacağına inanıyorum.Sonunda 1850 sayfalık 3 ciltlik bir kitaba kavuştuk. Bu onur ve gurur,yorgunluğumuzu aldı ve çalışmalarımızın devamının gelmesi için bize güç verdi.
Çalışmalarımıza devam ediyoruz. çünkü hedef olarak gördüğümüz bir yere vardığımızda başka hedefler görüyoruz.
Çevremdeki arkadaşlara kendi köyleri ve yaşadıkları alanlarla ilgili bilgi toplamalarını rica ettim.Bunun kendileri için bir mutluluk kaynağı olacağını belirttim.Sonunda o kadar güzel bilgiler toparlandı ki yazmadan geçemeyeceğim.
Dileğim  bu tip çalışmalar Türkiye geneline yayılır ve herkes geçmişine yaşadığı güzel şeylere daha çok sahip çıkmayı ve bunları gelecekle paylaşma heyecanını içinde taşır.
Ağırlık verdiğimiz bir başka konu da Muammer Kahraman (Emekli Astsubay- İncesu) nın İncesu`da yaşayan ailelerin lakaplarını(ünvanları-aile adlar) anlattığı 485 kıtalık şiirlerini toparlamak oldu.Şiirinde kullandığı lakapları güncelledik ve resimlerle süsledik. Bu eserin güncellenmiş hali yakında “Heyamola”şirketi tarafından  piyasaya sunulacaktır.
İncesuyu bu kadar iyi özümseyen ve anlatan çok ince bir noktadan geçmişe bağlayan şiirlerimizden biridir.İsmi geçen aileler ve olaylar hep yaşanmışlıklara dayansa da  bizler  bu ince dokunuşları okuyucularla kişiselleştirmeden paylaştık ve gelecek zamana bıraktık.

Burada bir şeyi açıklamak zorundayım. Saygıdeğer babam Muammer Tasacı’ nın birikimlerini paylaşmam benim sahip olduğum en  kıymetli kaynaklardan biridir.Sağlık ve uzun ömür dileklerimle ellerinden öpüyorum.Uzun yıllar İncesu Ziraat Bankasın’da görev yapması,halkla içiçe olması ve inanIlmaz güçlü belleği ile yaşayan bir tarih gibidir.
Dileğim,benim  kişisel çabamla elde ettiğim bu bilgiler daha akademik çalışmalar için bir kapı açar. Çünkü tüm kalbimle inanıyorum ki daha nice güzel ve tarihi bilgiler babam da başta olmak üzere, görmüş geçirmiş insanlarımızın belleklerinde bizi bırakıp gitmesin.


HOCAM İNCESU İLÇEMİZİ BİZE ANLATIRMISINIZ?









İncesu’nun tarihi çok eskilere dayanır.Ticaret yolu üzerinde olması ve yerleşime uygunluğu nedeniyle her devre ev sahipliği yapmıştır.İlk çağlardan başlayarak Roma,Selçuklu,Osmanlı ve Cumhuriyet tarihi eserlerine rastlanılır.Bölgemizde az rastlanan Roma eserine Viranşehirdeki(Nazians) Jean Gregora’nın mezarı günümüze kadar ulaşan tarihi bir yapıdır.
Selçuklular döneminde ise Şeyh Turasan Zaviyesi,Şeyh Şaban Köyündeki ŞeyhŞaban ve Semunel Gazi Türbeleri ve Süksünde’ki namazgah ve diğerleri örnek verilebilir.Osmanlı döneminde ise Karamustafa Paşa Külliyesi ,birkaç eksiği dışında hala dimdik ayaktadır.Karaman Hristiyanlarının yaptırdığı 2 kilisede görülebilir.Korunması ve onarımının yapılması ilçemize değer katacaktır.
Ayrıca Kapadokya (Güzel Atlar Ülkesi) medeniyetinin izleri sağlam bir şekilde Kırklar ve Tentegen Mağaralarındaki küçük kiliseler(şapeller)in yapılarındaki motif ve şekiller görülebilir.
Belediyemizin oluşturduğu Kültür Evi ve onarımını yaptığı tarihi konaklar Hacı Hasan Konağı ve Kızılışık Konağı`da ziyaret edilebilir.

Derebağda’ki piknik alanları ailece bir tatil gününü değerlendirebileceğimiz yerlerdir.
Cuma günleri haftada bir defa kurulan halk pazarı da üreticilerin getirdikleri ürünlerin birinci elden alınmasını sağlayan yerlerdendir.
Ulaşımda herhangi bir sorun yoktur.Kayseri’ye 15 dakikada bir karşılıklı otobüs seferleri yapılmaktadır.Akşamları ise seferler 30 dakikada bir gerçekleşmektedir.
İncesu halkını tanımak için önyargılardan kurtularak sağlıklı bir şekilde anlamak zaman alabilir.Kimilerinin de buna imkanı yoktur.
1923 yılına kadar beraber yaşadığımız Karaman Hristiyanlarının insanlarımıza etkisi çok olmuştur.Komşuluk ilişkileri,temizlik,yemek çeşitleri,karşılıklı saygı,hoşgörü,yaşamdaki sadelik,yabancıya ilgi ve kabullenme özellikleri iyi olan karakterleri taşır.
İlçemizde görev yapanlar ayrılırken üzülürler,her yerde güzelliklerini anlatarak hasretlik duygularını samimi bir şekilde ifade ederler.
Son yıllarda ilçemiz göç almaktadır.Hayvancılık,tarım ve diğer alanlardaki uğraşıların yanında Kayseride ki işine gidip gelen insanlar nedeniyle ekonomik canlılık kazanmıştır.
Ygörmeleri,kendileri açısından daha güvenli olduğu kanısına varmışlardır.Devlet en büyük işveren olsada Türkiye ve dünyadaki yapı kamu sektörünü  bazı alanlardan çıkarıp özel sektöre yönelmelerine neden olmuştur.
Sevgili kardeşimiz Hasan Basri Göktan Beyin İncesu’ya kurduğu yaklasik 1000 kişilik çağrı merkezi bu geçişe en önemli örneklerden biridir İlçemize sağladığı bu inanılmaz istihdam için ilçem ve kendim adına şükranlarımızı sunmak isteriz.Diğer kuruluşların da ilçemize öncelikle istihdam sağlayacak  hizmetler getirmesini bekliyoruz.



HOCAM İLÇELERİN KOMŞULUK İLİŞKİLERİ NASIL OLMALIDIR?






İlişkileri geliştirmek için önce okullardan yani çoçuklardan başlanmalıdır.Çeşitli yarışmalar(bilgi,halk oyunları,müzik,spor ve satranç v.s)yararlanılabilir.Festivallere de komşuların katılımı sağlanmalıdır.Milli ve Dini bayramlarda karşılıklı ziyaretler yapılabilir.Ağaç dikme bayramları ile hem çevre hem de doğa sevgisi aşılanabilir.İlçeler arasındaki halk pazarlarına ulaşım kolaylığı sağlanarak ilişkiler güçlendirilebilir.Belediyeler bu amaçla ortak hareket edebilirler.

Medeniyetler bir bütündür ve çok geniş alanları kaplar. Bu nedenle tarihi ve turistik yerler bir alanda düşünülmemelidir:Her bölgedeki bu eserlerin tanıtımı iyi yapılmalı ve  bir bütünün parçaları olduğu unutulmamalıdır.
Kapadokya medeniyeti denince Nevşehir ve ilçeleri akla gelmekte yada öyle sanılmaktadır.
Nevşehir’in yanında Kayseri, Kırşehir, Niğde ve Yozgat gibi illerde de bu medeniyetin izlerine rastlanır.Nevşehir’in şansı turizmin önemini 50 yıl önceden içine sindirmeye başlaması olmuştur.Yeni yerlerdeki turizm eserleri ön plana çıkarılarak bölgenin tamamının turizmden pay alması sağlanabilir.
Örneğin Kaymaklı ve Derinkuyu’da yeraltı şehirleri vardır.Mucur ve Ağırnas’ta da yeraltı şehirleri vardır. Başka kimbilir nereler de vardır.Turistin daha önceden geldiği yerlerin dışındaki alanları da görmesi ve bu bölgelerde daha çok vakit geçirmesi veya tekrar gelmesi için alternatifler yaratmak adına ortak hareket etmek çok daha etkili olacaktır kanısındayım.

Komşu ilçeler üniversite ile işbirliği yapıp bölgeye uygun meyvecilik, sebzecilik, arıcılık gibi çalışmalardan da desteklerini almaları gerekir.


Komşu ilçeler arasındaki ilişkiler,orada yaşayan insanların ortak çıkarları ve mutlulukları için çok önemlidir. Biraz araştırılırsa onlarca insan birbirine zaten akrabadır.

 Hayat adına da insanlarımız arasında ne kadar samimi ilişkiler, içtenlik olursa hayat canlanır ve  herkes için o kadar bereket olur.Yaşam zorlukları, toprağın verimsiz yada az olması nedeniyle ebeveynler çocuklarının eğitimi konusunda daha dikkatli davranmalarına neden olmuştur.




HOCAM BU GÜZEL RÖPORTAJ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. 


RÖPORTAJ LEMAN ÖZDİLEK































7 Kasım 2013 Perşembe












KALKINMASINI SAĞLAYAMAMIŞ

İLÇELERDE BELEDİYENİN KONUMU

           NEDİR?

                  











YEŞİLHİSAR CUMHURİYET HALK PARTİSİ İLÇE

 SEKRETERİ LATİF DEĞİRMENCİ İLE 

DOBRA DOBRA BİR SÖYLEŞİ.







Bize Kendinizi tanıtır mısınız? 

     Cumhuriyet Halk Partisi Yeşilhisar İlçe
 Başkanlığı (İlçe Sekreteri Latif Değirmenci)



Kalkınmasını Sağlayamamış İlçelerde 'BELEDİYENİN'  
konumu nedir?

     Kalkınmasını sağlayamamış ilçelerde Belediyenin anlaşılma biçimini 2 şekilde değerlendirebiliriz.

Gerçekte bu bölgelerde Belediye halka hizmet götüren
 halkın ve ilçenin yerel bazdaki her türlü sorun ve problemleri ile ilgilenen yerel yatırımları ve istihdam alanlarını destekleyen o ilçenin kalkınmışlığını ve ilerlemesine katkıda bulunan kuruluş demektir.

   Halk anlayışında ise Belediye siyasi seçimler ile iş başına gelen 5 yıllık bir dönem için seçilen ve bu süre sonunda değişen seçilmiş insanlar ve meclis üyeleri olarak bilinen bir dönemdir.







Kalkınmasını sağlayamamış ilçelerde biz “BELEDİYE BAŞKANLARINA” nasıl bir yetki verğimizin bilgisine
sahipmiyiz?

     Kalkınmasını sağlayamamış ilçelerde belediye başkanına nasıl bir yetki veriyoruz ve ilgili belediye başkanı bu yetkilerini nasıl kullanıyor sorusuna verilecek cevap net olarak bildirelim ki “BİLMİYORUZ” olacaktır.


Zira bizler toplum olarak belediye başkanının yetkilerini bilmediğimiz gibi belediye başkanının da bize karşı olan görev sorumluluklarını da bilmiyoruz.

Bizler toplum olarak seçim dönemlerinde aday olarak gösterilen başkan adaylarından birisini tercih ederiz seçeriz ve sonrasında neden ve niçin seçtiğimizi dahi bilmeyiz ve sorgulamayız.
 Ona hangi yetkileri verdiğimizi bilmeden oyumuzu veririz sonrada kendimize öz eleştiri yapmak yerine “Getirdikte ne oldu hiçbir iş yapmıyor, çalışmıyor, iş ve istihdam sağlamıyor, halkın sorunları ve dertleri ile ilgilenmiyor gibi vb.” şekilde beyan ve davranışlar içerisinde bulunuruz. Çünkü verdiğimiz yetkinin bilincinde olan bir toplum değilizdir.





Belediye Bünyesindeki 'İŞ KUR 
KUR HİZMET NOKTASININ'
faaliyetlerine yönelik memnuniyet
ve memnuniyetsizlik durumuna göre kamuoyu araştırılmasının verilmesi gerekmez mi?



     Biz Yeşilhisar toplumu olarak İş Kur Hizmet Noktası ismini belki de ilk defa duyan insanlarız, mutlaka bilenler vardır ancak toplumun büyük bir çoğunluğu İş Kur hizmet noktasının ne olduğunu dahi bilmiyor. Ancak geniş kapsamlı olarak düşündüğümüzde bilmemiz gerektiği kanaatindeyiz.

Toplumun böyle bir kuruluştan (İstisnalar hariç ) haberinin olmaması bu hususta bir kamuoyu araştırması yapılmasını da anlamsız bir hale getirmektedir.
 Doğru olan gerçek ise böylesine bir araştırmanın yapılmasının gerektiği ilgili kuruluş ile Belediyenin yapmış olduğu işçi ve memur alımlarında gerekli kıstaslara uyulup uymadığının yapılan uygulamaların doğru olup olmadığının denetlenmesi gerekir ki buda ne kadar bilinçsiz ve araştırmacı olmayan bir toplum olduğumuzun bir göstergesidir. Bu güne kadarda böylesine bir araştırma ve kamuoyu yoklaması yapılmamıştır.









Belediye Büro Hizmetlerine ' İŞ KUR' adı altında yada değişik isimlerle alınan personelin Eğitim seviyesini önemsememe lüksüne Belediye Başkanı sahip midir?


     Bilineceği üzere gelişmekte olan toplumlar ve halk kitleleri genel olarak araştırmacı ve sorgulamacı olmayan toplumlardır. Soruda belirtildiği üzere “Belediye Büro Hizmetleri “ adı altında belediyemizde bir hizmet sektörünün olduğu hususunda bırakın toplumu o kurumda çalışan birçok insanın bilgisinin olduğunu ve nasıl hizmet verdiğini bildiklerini zannetmiyoruz.

 Memur ve işçi alımlarında Eğitim seviyesi kriterlerinin aranması ve kriterlere uygun olan kişiler ile iş akitlerinin yapılması gerekir ki buda yukarıda belirtmiş olduğumuz Belediye uhdesinde bulunması gereken Belediye Hizmet Büroları aracılığı ile yapılmalıdır.

Kaldı ki Küçük nüfusa sahip olunan belediyelerde işçi ve memur alımları hususunda toplum tarafından tek yetkili Belediye başkanı olarak bilinir ve o şekilde düşünülür.
 Bunun son derece yanlış olduğu bir gerçektir. Ancak bizler toplum olarak sorgulama ve araştırma zahmetine katlanmadığımız için uygulamanın başka şekilde olduğunu bilmeyiz ve körü körüne yapılan işlemlerin doğru olduğuna inanırız.

Bir Belediye Başkanının memur ya da işçi alımlarında tercih etme gibi bir lüksü bulunmaz ve bulunmamalıdır. Kanunda yazılı bulunan kriterlere uygun olarak hareket etmeli eşdeğer durumlarda ise tercih hakkını kullanabilmelidir. Ancak bizlerde uygulama bu şekilde değildir.






Dönem Değerlendirilmesinde
Belediye Başkanı ve Başkan 
Yardımcısı    ile Encümen ve
Meclis Üyelerinin değerlendirilmesinin yapılması
gerekmez mi?



    Dönem değerlendirilmesi hususunda ise Başkan yardımcısı meclis ve encümen üyelerinin gerçekçi davranarak öz eleştirisini yapması aslolan bir kuraldır. Ancak bu kural demokrasi anlayışı gelişmiş toplumlarda gerçekleşmektedir.

Bu güne kadar hiçbir belediye başkanı başkan yardımcısı meclis ve encümen üyelerinin kendileri için öz eleştiri yaptıklarını görmedik ve duymadık.
 Bundan sonra olacağını da zannetmiyorum. Zira Meclis ve encümen üyeleri genel olarak sadece oy potansiyeline sahip oldukları için seçilen insanlardır.
 Proje üreten yatırımlara dönük çalışmaları olan istihdam sağlayıcı projeleri olmayan kısaca ufku dar olan insanlardan seçilmektedir ki bu bizim toplumlarımızın kanayan yaralarından birisidir.
 Ayrıca bu kurumlardaki üyelerin yasal hiçbir sorumlulukları yoktur. Sadece uygulamada nazara alınan kurumlardır. Bu durum göz önüne alındığından sorumluluğu olmayan kişilerin değerlendirme yapmaları da söz konusu olmamaktadır.
 Ayrıca toplum ya da seçmenler tarafından sorgulanmadıkları yaptıkları ve nasıl çalıştıkları bilinmediğinden dolayı kendileri de kendilerini sorgulamamakta mevcut hali hazır durumu ile üyemisin üyeyim düşüncesi içerisinde bulunmaktadırlar.
 Yıllardan beri bu uygulama bu şekilde olduğundan dolayı o üyelerinden bu şekilde davranmalarını yadırgamamak gerekir.
Ancak bunun böyle olmaması meclis ve encümen üyelerinin fikir üreten yatırımlara öncelik veren ilçenin kalkınmasına yönelik tutum ve davranışlar içerisinde bulunan projeler üreten insanların olması gerekmektedir.






Belediye Başkanları ilçesindeki Eğitim seviyesi olan (Üniversite mezunları) gençleri önemsememekle Kuruma, İlçesine Eğitim seviyesi bulunan gençlerin ve ailelerinin psikolojisine zarar vermiyor mu? Bu aynı zamanda bir İnsan Hakları İhlali değimlidir?

     Bilineceği üzere bizim toplulumuzda şu anlayış hakimdir “Belediye Başkanı yönetimden adeta tek başına sorumludur” psikolojisi ile olaylara bakmaktadırlar. İşçi ya da memur alımları olsun sair işlemler olsun topluma göre her şeye belediye başkanı karar verir düşüncesi hakimdir.

Bu nedenledir ki bu tür istihdam olaylarında ilçe bazında düşünecek olursak bir çok üniversite mezunu gencimiz ya da lise ve dengi okul mezunu insanlarımız boş gezerek kahve köşelerinde pineklerken ileriye dönük düşünce ve beyin yapısı oluşturmaması nedeni ile bu gençler değerlendirilememekte ya da kıymeti bilinmemektedir. Ayrıca hiçbir belediye başkanı ya da encümen üyesi kendisinden zeki insanlarla çalışmak istemezler ki buda bir çeşit psikolojik rahatsızlıktır.

Bu durum aileleri ister istemez psikolojik olarak yıpratmaktadır. Zira bir aile çocuğunu her tür öz veride bulunarak okutmuş iş sahibi olarak görmek için her tür eziyet ve sıkıntıya katlanmış ve karşılığını alamamıştır. Belediyelerimize istihdam esnasında eğitim kriterlerine, yerine göre hiç bakılmamakta ve eğitim seyise düşük insanlar çalıştırılmak istenmektedir ki bu son derece yanlış bir algılamadır. (Hiçbir belediye çalışanını küçümsemek anlamında kullanılan bir tanımlama değildir) Zira her çalışan değerli ve kıymetli bir personeldir. Bunun altını özellikle çizmek isteriz. Ancak bazı gerçekleri görmemiz ve doğru olana hakkını teslim etmemiz gerekir.

Bu bir insan Hakları İhlali mi? Sorusuna ise vereceğimiz cevap şu olmalıdır. Ülkemize baktığımız zaman o kadar çok insan hakları ihlalleri var ki böylesine bir konuda bunun İnsan Hakları ihlali olduğu hususuna sıra dahi gelmez ama objektif baktığımızda bir insan hakları ihlali olduğu konusunu da düşünmemek mümkün değildir.











Dönem Değerlendirmesi yapılırken Bizler görmek istediklerimizi göremedik diye “Başarısız bir dönem demek “ yerine konunun analizini uzmanların yapması gerekmez mi?

    Dönem değerlendirilmesi ile ilgili olarak yapacağımız analiz hususunda bu konuya yukarıda azda olsa değindik. Ancak bunu açmamız gerekirse! Toplum olarak verdiğimiz oyların hangi işlerde ne amaçla kullanıldığını güvendiğimiz ve inandığımız yönetimi iş başına getirmekle hangi işleri ne şekilde yaptınız memleket için yapılan atılım ve yatırımlar nelerdir bu güne kadar hangi çalışmaları yaptınız vb. hususlarda hakkımızı arayan güvenimizi sorgulayan bir toplum olmadığımız müddetçe “BAŞARISIZ BİR DÖNEM, HİÇ BİR İŞ YAPILMADI, ALLAH’TAN KORKUN, VİCDANSIZ MERHAMETSİZLER, HİÇ Mİ MEMLEKET SEVGİNİZ YOK, VB” gibi itamlarda bulunma hakkımızda kendimizde bulmamamız gerektiği kanaat ve düşüncesindeyiz.
 İnsanlar kendi haklarını aramadıkları müddetçe başkaları bizim haklarımızı mecbur kalmadıkları müddetçe aramazlar ki buda toplumumuzun kanayan yaralarından birisidir.

Bu hususlara ilgili olarak konunun uzmanlarının değerlendirme yapması sadece resmiyet açısından düşünülmesi gereken bir konudur.
 Zira hangi uzmanı getirirseniz getirin vereceği rapor genel olarak bağlayıcı hüküm tesis etmemekle birlikte bu tür değerlendirmeler ve raporlar toplum ile paylaşılmadığından ve paylaşılmayacağından dolayı bir anlam ifade etmemektedir.

Bizler sorgulayan araştıran ve inceleyen bireyler ve bu bireylerin değer yargılamaları sonunda hakkını arayan bir toplum oluşturmadığımız müddetçe sistemi değiştirmek ya da bir yere kanalize etmek de mümkün olmayacaktır.
 Dolayısı ile konunun uzmanlar tarafından değerlendirilmesinin halk gözünde hiç bir ifade etmediğini bildirmek durumunda kalırız.







        Merkez ilçe olmak konusunda bize ayrıntılı bilgi verirmisiniz?

    Merkez ilçe olmak hususundaki düşüncelerimize gelince: Yerel Yönetimler kanunu her yerel yönetimin güçlendirilmesi kendi bütçesini yapması ve hiçbir yere bağımlı olmasını öneren bir yasa değildir.
  Tam tersine halk tabiri ile kendi yağı ile kavrulan yönetimleri oluşturulmasına yönelik bir uygulamadır.

   Ancak Siyasi yönetimler tarafından bu husus hiçbir zaman dikkate   


   alınmamış merkeze bağlı ve adeta emir verince her istediği
   yapılan kurumlar haline getirilmiştir.

Bu son derece yanlış bir uygulamadır. Kendi ilçemizden örnekleme yapacak olursak; Merkez ilçe olmamız durumunda bürokratik engeller biraz daha fazlalaşacak, imar hususunda yetki merkeze devredilecek, mahalle yapılan köylerde her tür imarla ilgili olarak sorunlar yaşanacaktır.
 Merkez ilçe olmak sadece Belediye otobüsleri ile Kayseri’ye 6.00 TL ye gitmek yerine 2.00 TL ye gitmek değildir. Zaten düşündüğümüzde Yeşilhisar’ın yolcu potansiyeli bellidir, Bu potansiyel merkez ilçe olmamız durumunda en fazla %10 artacaktır ki bununda topluma hiçbir getirisi yoktur. Bunun dışında emlak vergileri artacak yatırım ve istihdamlarda merkeze bağlı merkeziyetçi bir yönetim oluşacaktır. Toplumumuz bunun açısını ileride çekecektir.
 Bunun yanı sıra bir takım yatırım ve atılımlarda mutlaka yapılacaktır. Ancak bunun kısa vadede olacağını düşünmüyoruz.

Daha önceki dönemlerde gördük Büyükşehir Belediye Başkanı gelerek “NE İSTERSENİZ VERECEĞİZ BURAYA YATIRIM AKACAK VB” sözler vermişler ve bunların hiç birisi gerçekleşmemiştir.
 Bu sözler seçim dönemlerindeki video kayıtları ile mevcuttur. İnsanlarımız bunu sorgulamak yerine Kayseri’ye nasıl ucuza gidebilirm hesabı yapmaktadırlar ki bu son derece yanlış bir düşünce tarzıdır.

Halk arasında söylenen bir tabir vardır 3 Kuruş için 5 kuruş kaybetmeye değmez denilir. Bu sözü hiçbir zaman unutmamalı ve ufkumuzu geniş tutarak bu memleketin gelecek dönemde nasıl yatırımlar alabileceğini nasıl ileri gidebileceğini hesaplamamız şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekir.
 Genel bir değerlendirme yapacak olursan Yeşilhisar ilçemizin merkez ilçe olması iyi politikalar üretildiği takdirde uzun vadede yararlı olacağı düşünce ve kanaati İçerisindeyiz, kısır çekişmelerden uzak halka hesap veren bir yönetim ve vermiş olduğu hesabın arkasında duran bir ekibin bu memleket için iyi şeyler yapacağı kanaat ve düşüncesindeyiz.


 RÖPORTAJ LEMAN ÖZDİLEK





19 HAZİRAN 2013 TARİHİNDE KAYSERİ DENİZ POSTASI 
GAZETESİNDE YAYINLANDI